Güneşin ayazları unutturduğu bir doğada dünyanın her kesiminden Beatles gençlerini ısıtıyor Antalya… Şimdi kış.
Üstlerinde bir t-shirt ve bir kazak soğuk ülkelerini terk edip nefes almak ve gözlerini denizin mavi gümüşüne gömmek için buradalar insanlar.
Yüzlerindeki çizgiler bir zamanlar protesto ettikleri savaşların ve aşkı yeniden anlatmalarının nedenlerini gösteriyor. Tatlı bir yumuşaklık ve acı bir tebessüm yüklüler.
Ellerinde kitapları yüreklerindeki geçmiş seneler ve yanlarında bazen özledikleri bazen de kaybettikleri sevgilerin yalnızlıklarında öylesine kumsalda yürüyorlar.
Güneşte soyunuyorlar, kimbilir belki de son güneşi bu yılın değecek vücutlarına. Belki de ruhlarında eski protestolarının hiçliğine üzülüyorlar. Güneşle ısıtıyorlar.
Yüzlerinde acı tebessümler yakalıyorum bazen, sanki suskun ruhlarını besliyor kış güneşi Akdeniz’in… Oysa benim kuşağımda da aynı duygular var. Banka kuyruklarında ve alamadıkları evlerin kiralarında akılları dolanıyorlar. Onların eksikleri sadece geleceğini düşündükleri meyveleriydi aslında. Yalnızlar bencillikleri aşıladığımız çocuklarından uzaklarda. Vermek toplamak değildi oysa sevgi vardı bizim aile yapımızda. Şimdi hayranlıkla sevdikleri bu sevgi ülkesinin turistleri bilmezler ki kendilerinden daha yalnız ve sevgisiz bir neslin pençelerinde çırpınan yürekleri. Bilemezler.
Bahar mı? Yoksa kış mı? dedirtecek kadar deli havalarındayız aslında buraların. Bir de ben deliyim. Uzaklarda yaşasak ta bildiğimiz gerçekleri taşımanın nostaljisinde eleleyiz aslında.
Savaşma seviş çığlıklarını unutan dünya politikacılarının bir zamanki ideallerine ihanetlerini izlemekteyiz.
Kandıramıyor zamanın değiştirdiği evrensellik kavramı bizi… Çiğ geliyor ruhlarımıza. Konuşmasak da ayni dilleri, biz Beatles çocuklarıyız .
Yalnızlıklarımın en büyük sarsıntısını hissettirmemek için onlarlayım ve suskunum.
Yoksa bu dünya çok kalabalık ve bu şehir her gün karmaşasına küsüyor.
Ağlıyor dağlar, mor görünümleri işte bu yüzden Antalya’da.
Tufanın güvercinleri uçuyor Amara’nın koridorlarında. Her gün kaybolan su yollarının üstünden yürüyorum.
Dağların morlarını da çizmiş hastane duvarlarına beyaz güvercinlerini de uçurmuş sevgili Tufan ve sevgili eşi sebebi belli ölme zamanları yaklaşıyor bizim kuşağın, sanatçı yüreği bu, her gün bin yaprak dökülüyor çınar ağaçlarından geçmişlerimizin izlerine bakıyoruz. Bu ülkede kayıp yılların olmanın acılarını yaşan bizim gibiler artık yürüyorlar dağlarda.
Onca senenin duygularını taşımak hiç kolay değil, her birimiz hala yorgunuz aslında ve hala umutlarımız var üretkenliğimiz bundan, seslerimizi yazılara ya da resimlere vuruyoruz. Kalemlerimiz durmuyor bazen çizgi bazen duygu seslerimiz suskun ve sarhoş, kuşlar ölüyor.
Oysa uzak ve soğuk ülkelerden gelen yaşıtlarımız onca hüzünlerine rağmen
Beatles ve Bob Dylan dinleyip dans ediyorlar. Çünkü onların ülkeleri onları seviyorlar. Ve geçmişi düşünme lüksünde tatildeler burada.
Bizi hiç sevmediler artık eminim, sevseydiler insan olduğumuzu ve bir sevgi dolu bakışa ve sırtımıza dokunuşa hasret olduğumuzu bilirlerdi. Hiç yüklerimizi taşıyan olmadı ki bizlerin, beli bükük seksenlikler olarak bitecek bir gün hayatımız.
İşte ben onun için hala sevgiyi yazıyorum. Zaman geç değil diyorum. Ruhumu genç tutup sevgimi besliyorum. Mutlu ihtiyarlar olamayacağımız günler için, sevgi biriktiriyorum. Belki bizden sonraki minikler sevgiyi yeniden keşfederler şiirler ve resimleri anlar ve felsefenin yokluğundan körelmişlikleri yok ederler.
Aşk hür olsun ki sevginin bir banka hesabı olmadığını küçücük paralarla yaşanan mucize hayatların, aslında en büyük zenginlik olduğunu fark etsinler diye.
Sizi seviyorum insanlarım. Evrenselliğinizi unutturmayın. Biz asırlardır evrenseldik zaten. Bilinç altımızdaki vericilikte kalan miras aslında atalarımızdan asla pasiflik değil. Aldığımız terbiyenin pasiflik olmadığını sadece görgülü olmak olduğunu öğretmeliyiz. Silkelenmeliyiz yarı yoldakiler ve saygının değerini öğretmeliyiz.
Üretin üretebildiğiniz kadar. Yapacak çok şey var hala, o yüreklerde bizde var çok şükür.
Saksıda suladığım ve güneyin güneşiyle solmayan sardunyam seni sevmem bundandır. Hayat veriyorsun…
ANTALYA/2006 Ocak 12
|